Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan
  1. Ana sayfa
  2. Bitki Monografileri
  3. Alıç

Alıç

Crataegus laevigata

Gülgiller familyasına ait Crataegus L. türü uzun çalı veya ağaç olarak yetişir. İnce dalları ve sürgünleri dikenli olup genellikle kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişir.

Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan Derleyen Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan, Uzman Eczacı 8 kaynak · 7.492 kelime Güncelleme:

Alıç nedir, ne işe yarar?

Kullanılan kısmı
Tedavide kullanılan kısımları yaprak, çiçek ve meyveleridir (Ma vd. 2010). Crataegus türlerinin tıbbi olarak en sık kullanılan ikisi C. laevigata ve C. monogyna'dır.
Literatürde bildirilen etkiler
Alıç yaprak ve çiçeklerinden elde edilen terapötik ekstrelerin temel etki alanı kardiyovasküler sistemdir. Etkili bir kardiyotonik, kardiyoprotektif, koroner vazodilatör ve hipotansiftir.
Dikkat edilmesi gerekenler
Farmakope ve monografilerin hiçbirisi herhangi bir kontraendikasyon veya toksik etki belirtmemektedir (Blumenthal vd. 1998, ESCOP 2003, Upton vd. 1999, WHO 2002).

Yukarıdaki etki bilgileri, bu sayfanın kaynakçasında listelenen bilimsel literatürde bildirilen bulgulardır; tedavi önerisi ya da herhangi bir ürün için sağlık beyanı değildir.

Alıç kimlik bilgileri

Botanik adıCrataegus laevigata
AlemiPlantae (Bitkiler)
BölümüMagnoliophyta (Kapalı tohumlular)
SınıfıMagnoliopsida (İki çenekliler)
TakımRosales
FamilyasıRosaceae (Gülgiller)
Alt familyasıMaloideae
CinsiCrataegus Tourn. ex L.

Botanik türleri

Crataegus laevigata (Poir.) DC, Crataegus monogyna Jacq. (Lindm.), Crataegus oxyacanthoides Thuill., Crataegus oxyacanthoides auct., Crataegus oxyacantha L., nom. ambig. türleri bazı hibritleriyle birlikte primer türlerdir. Bei shanzha diye bilinen kuzey Çin alıcı Crataegus pinnatifida yahut nan shanzha yani güney Çin alıcı Crataegus cuneata Çin’in çeşitli bölgelerinde kullanılır. Nadiren de olsa Avrupa’da Crataegus pentagyna Waldst. et Kit ex Willd., Crataegus nigra Waldst. et Kit ve Crataegus azarolus L. gibi bazı diğer Crataegus türlerine rastlanılır (European Pharmacopoeia 2007, WHO 2002, Khan & Abourashed 2010, Koch vd. 2010, Braun & Cohen 2007, Barnes vd. 2007, Barrett 2004, Tucker & Lawrence 1987, Upton vd. 1999, Cupp 2000).

İngilizce adları

Hawthorn, English hawthorn, thornapple, haw, maybush, whitethorn (Anonymous 1994), Chinese hawthorn, hedgethorn, may, maythorn, may tree, mayblossom, hazels, gazels, halves, hagthorn, ladies' meat, bread and cheese tree (Braun & Cohen 2007, Gruenwald vd. 2000).

Terapide kullanılan kısımları

Tedavide kullanılan kısımları yaprak, çiçek ve meyveleridir (Ma vd. 2010). Crataegus türlerinin tıbbi olarak en sık kullanılan ikisi C. laevigata ve C. monogyna'dır. Bu iki tür farmakolojik açıdan karşılaştırılabilir biyofizyolojik etkilere sahiptir. Crataegus'un diğer türlerinden benzer kimyasal profillere sahip türleri de birbirlerinin yerlerine kullanılabilirler. Fakat bilimsel çalışmaların çoğu C. laevigata ve C. monogyna türleri kullanılarak yapılmıştır. Geleneksel olarak alıç meyvesi bitkinin yaprak ve çiçeklerinden daha fazla kullanılsa da modern bilimsel araştırmalar yaprak ve çiçekler üzerinde odaklanmıştır. Söylenebilir ki alıç yaprak ve çiçekleri bilimsel olarak üzerinde en geniş ve yoğun araştırma ve çalışmanın yapıldığı bitkisel ilaç içeriklerinden ikisidir. Crataegus türlerinin kanıtlanmış antioksidan etkileri yanında koroner kan akışını arttırdığı, kan basıncı ve kolesterolü dengeli bir şekilde düşürdüğü ve yavaş ve dengeli bir kalp atış hızını destekleme kabiliyeti gibi kardiyovasküler sistem üzerinde yararlı etkileri olduğu kanıtlanmıştır (Upton vd. 2011:328). Medikal herbalistler tarafından ‘kalp ilacı’ olarak bilinen alıç yaprak ve çiçeklerinin (folium cum flore Crataegi) tedavi edici etkisi belki de bütün medikal bitkiler içinde bilimsel olarak en çok çalışılan ve en açık ve güvenilir bir şekilde ortaya konulan nadir bitkilerden biridir (Chevallier 2007, Upton vd. 2011:328). Alıç bitkisinin özellikle hafif ve orta düzeyde seyreden kardiyovasküler sistem hastalıklarında belirgin bir yan etki göstermeden çok etkili farmakolojik aktivitelere sahip olduğu türlü bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır (Ammon & Händel 1981a, 1981b, 1981c). ABD ve Avrupa'da çeşitli ülkelerde bilhassa Almanya, Avusturya ve İsviçre'de, alıç yaprak ve çiçeklerinin ekstreleri kardiyotonik olarak konjestif kalp hastalıklarının ilk aşamalarında klinik kullanım alanına sahiptir (Ma vd. 2010:640, Koch vd. 2010:411, Upton vd. 2011:324). Almanya'da kalp hastalıklarında yaygın şekilde reçetelenen ilaçlardandır (Rigelsky & Sweet 2002). Avrupa tıbbında genellikle yapraklar, çiçekler ve tek başına veya yaprak ve çiçeklerle birlikte meyveler tedavide kullanılırken, bilhassa geleneksel Çin tıbbında sadece kurutulmuş meyveler kullanılmaktadır (Khan & Abourashed 2010, Barrett 2004). Alman Komisyon E (The German Commission E), alıç yaprak ve çiçeklerinin fitoterapik kullanımını önerirken yalnızca alıç meyvesinin fitoterapik kullanımı onaylamamaktadır. Esas itibariyle bugüne kadar hiçbir monografi çalışmasında alıç meyvesinin fitoterapik kullanımı tavsiye edilmemiştir (Koch vd. 2010). Alıç bitkisine yönelik modern ilgi alıç yaprak ve çiçeklerinin kardiyovasküler performans yetersizliğinde kullanılmasına odaklanmıştır (Blumenthal vd. 1998).

Kimyasal bileşenleri

Alıç bitkisinin terapötik etkisi yalnızca tek bir bileşenle açıklanamazsa da kalite kontrolü sağlamak amacıyla alıç yaprak ve çiçekleri genellikle içerdiği hiperozid formunda bulunan flavonoid öğesine göre standartlaştırılırken, meyveler ise içerdiği kateşin veya epikateşin formlarında bulunan oligomerik prosiyanidin fitokimyasal bileşenine göre standartlaştırılır (Braun & Cohen 2007, Williamson vd. 2009, Schulz vd. 2001).

Aminler: Etilamin, dimetilamin, trimetilamin, izobutilamin, izoamilamin, etanolamin, beta-feniletilamin, kolin, asetilkolin, O-metoksifenetilamin, tiramin (Khan & Abourashed 2010, Barnes vd. 2007, Wagner & Grevel 1982, Hobbs & Foster 1990).

Flavonoidler: Kurutulmuş alıç yaprak ve çiçekleri minimum %1.5 ve maksimum %2 oranında hiperosid, rutin, kuersetin, kuersitrin ve vitexin glukozid, vitexin ramnozid ve vitexin asetil olarak belirtilen flavonoidler; yaklaşık %0.6 oranında ursolik, oleanolik ve krataegolik asit gibi triterpenoid asitler; klorojenik ve kafeik asit gibi polifenolik (fenol karboksilik) asit türevleri içerir (British Pharmacopoeia 2009, Koch vd. 2010, Ma vd. 2010). En çok %1 oranında (European Pharmacopoeia 2007, Schulz vd. 2001) olmak üzere (kaempferol ve kuersetin gibi) flavonoller ve (apigenin ve luteolin gibi) flavon türevleri, rutin (%0.17), hiperosid (hiperin) (%0.28), vitexin glikozid (%0.2), orientin glikozid (Nikolov vd. 1982, Ficarra vd. 1984a, Ficarra vd. 1984b, Pietta vd. 1986, Kraft & Hobbs 2004). Kurutulmuş alıç meyvesi göreceli olarak daha fazla hiperosid içerirken yapraklar ise daha fazla vitexin glikozid içerir (Wichtl 2004). Meyveler daha az flavonoid içerir. Meyvelerde bulunan prosiyanidin bileşenler, yaprak ve çiçeklerde bulunanlara göre daha yüksek düzeyde bir polimerizasyona sahiptir. Meyvelerde toplam %3 oranında bulunan prosiyanidinlerin %1.9'u oligomerik prosiyanidinlerden oluşur. Meyvede yaklaşık olarak %0.45 oranında triterpenoid asitler de mevcuttur (Koch vd. 2010:411).

Tanenler: %1-3 oranında oligomerik proantosiyanidinler (kateşin ve epikateşin tipi oligomerler), kumarinler, triterpenler, steroller, polifenoller ve diğer tanenler (Schulz vd. 2001, Wichtl 2004, Rácz-Kotilla 1980, Vanhaelen & Vanhaelen-Fastre 1989, Blumenthal vd. 2000).

Diğer Bileşenler: Siyanojenetik glikozidler ve saponinler (Barnes vd. 2007), B1, B2 ve C vitamini, kalsiyum, demir, fosfor, fruktoz ve esansiyel yağ izleri (Upton 1999, Koch vd. 2010, Khan & Abourashed 2010).

Farmakope ve monografiler

American Herbal Pharmacopoeia (AHP)Alıç yaprak ve çiçekleri1997- 2005
Alıç meyvesi1997-2005
British Pharmacopoeia (BP)Alıç meyvesi2009
Alıç yaprak ve çiçekleri2009
Alıç yaprak ve çiçeklerinin kurutulmuş ekstresi2009
Standardize edilmiş alıç yaprak ve çiçeklerinin likit ekstresi2009
European Pharmacopoeia (Ph Eur)Alıç meyvesi2007
Alıç yaprak ve çiçekleri2007
Alıç yaprak ve çiçeklerinin kurutulmuş ekstresi2007
Standardize edilmiş alıç yaprak ve çiçeklerinin likit ekstresi2007
European Scientific Cooperative on Phytotherapy Monographs (ESCOP)Alıç yaprak ve çiçekleri2003
The Complete German Commission E MonographsAlıç yaprak ve çiçekleri1998
World Health Organization (WHO) MonographsAlıç yaprak ve çiçekleri2002

Botanik özellikleri ve yetiştiği yerler

Gülgiller familyasına ait Crataegus L. türü uzun çalı veya ağaç olarak yetişir. İnce dalları ve sürgünleri dikenli olup genellikle kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişir. Ağacın boyu genelde bir buçuk-iki metre olmakla birlikte zaman zaman dokuz metre uzunluğa sahip olanlarına da rastlanabilir. Yaprakları yuvarlak uçlu ve tırtıllıdır. Çiçekleri salkımlı olup çoğunlukla beyaz veya pembe, başakları da kırmızı renklidir ve Nisan-Haziran döneminde açarlar. Çiçeklerin nahoş bir kokusu ve hafifçe sert ve keskin bir tadı vardır. Alıç meyvesi yuvarlak ya da elips şeklinde olup kırmızı, koyu kırmızı, siyah veya sarı renklerde olabilir. Meyveler az sulu, kumlu, tatlı ve zamklı bir tada sahiptir. Doğu Asya'da yirmi, Avrupa'da yirmi ve Kuzey Amerika'nın doğu kesimleri ile Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde 200’den fazla olmak üzere yaklaşık 280 farklı türü bulunmaktadır (Khan & Abourashed 2010, Koch vd. 2010, Braun & Cohen 2007, Barrett 2004, Cupp 2000, Grieve 1971, Gruenwald vd. 2000, Bruneton 1995, UMA 2011, British Pharmacopoeia 2009). Crataegus laevigata Avrupa’nın İngiltere ve Latviya gibi kuzeybatı kesimlerinden batıya doğru Pireneler ve kuzey İtalya’ya uzanan çizgide kıta Avrupa’sında pek çok bölgede yetişir. Kuzey Amerika’nın doğu kesimlerinde ve Hindistan’da iklim ve ortama uyumlu hale getirilmiştir. Bei shanzha diye bilinen kuzey Çin alıcı Crataegus pinnatifida kuzeydoğu Çin, Shanxi ve Jiangsu bölgelerinde yaygın olup, üretimi ise özellikle Shangdong, Henan ve Hebei’de yapılmaktadır. Nan shanzha yani güney Çin alıcı Crataegus cuneata Çin’in Guangdong ve Guangxi bölgelerinde bulunan Changjian Vadisinde yetişir (Khan & Abourashed 2010, Tucker & Lawrence 1987). Avrupa’da pek çok düz yapraklı veya hafifçe tüylü türleri Crataegus oxyacantha L. ile türdeş kabul edilmekte ve bu durum botanik ve farmakoloji literatüründe karmaşaya neden olmaktadır (Khan & Abourashed 2010). Gerçekten Crataegus L. türünde hibritleşmenin çok yaygın olması belirli bireysel türlerin tespitini zorlaştırmaktadır (Hamon 1998). Alıç bitkisinin (Crataegus laevigata) çiçek, yaprak ve meyveleri bazen akasya (Robinia pseudoacacia), üvez (Sorbus aucuparia) ve çakal eriği (Prunus spinosa) bitkilerinin çiçek, yaprak ve meyveleri ile karıştırılabilir (Gruenwald vd. 2000).

Tarihsel ve geleneksel kullanımı

Alıç bitkisinin tıbbi olarak ilk kez M.S. 1. yüzyılda Dioscorides tarafından kullanıldığı (Tyler 1993) ve Dioscorides ve Paracelsus tarafından kalp güçlendirici özelliklerinden dolayı methedildiği bilinse de (Braun & Cohen 2007), bir kalp ilacı olarak ilk defa 16. yüzyılda kullanılmıştır (Barrett 2004). 1800’lere kadar Amerikalı doktorlar alıç bitkisini dolaşım bozuklukları ve solunum sistemi hastalıklarında kullanıyorlardı. Geleneksel olarak alıç meyvesi, düzensiz kalp çarpıntısından yüksek tansiyona, göğüs ağrısından damar sertleşmesine ve kalp yetmezliğine kadar pek çok kalp damar rahatsızlığında kalp toniği (güçlendiricisi) olarak kullanılıyordu (Blumenthal vd. 1998, UMA 2011). Geleneksel Çin tababetinde kurutulmuş, yağda kavrulmuş veya kömürleştirilmiş alıç meyveleri hazımsızlık, mide fonksiyonlarını arttırma, epigastrik şişkinlikte kan dolaşımını arttırma, ishal, karın ağrısı, amenore (adet görememe), enterit (ince bağırsak iltihabı), akut dizanteri, hipertansiyon, hiperlipemia (vücutta aşırı miktarda kan bulunması) ve koroner kalp rahatsızlığında kullanılmaktadır. Kömür haline getirilmiş meyveler sindirilememiş etin sindirimini uyarmada, ishal ve yetersiz abdest bozma rahatsızlıklarında kullanılır (Tu 1988). 500 grama kadar meyve tenya düşürmek için kullanılırken, harici olarak yaraları iyileştirme, kaşıntı ve donmalarda kullanılır (Khan & Abourashed 2010). Alıç Avrupa’da Ortaçağlardan bu yana kalp rahatsızlıklarında kullanılan en eski bitkisel ilaçlardan birisidir (Williamson vd. 2009). Geleneksel Avrupa tıbbında meyveler, çiçekler, yapraklar veya bunların kombinasyonu astrenjan (doku ve damar büzüştürücü), koagülan, antispazmodik, kardiyotonik, diüretik, hipotansif ve antisklerotik (doku sertleşmesine karşı) kullanılmaktadır (Steinmetz 1957). Çiçek ve meyvelerin astrenjan niteliklerinden dolayı boğaz ağrılarında alıç jölesi veya marmeladı şeklinde kullanımı yaygındır (Tyler 1993). Antik Yunanlılar ve Amerikalı yerliler de alıç bitkisinin kalp güçlendirici etkisinin farkındaydılar (Williamson vd. 2009). Kızılderililer böbrek ve safra kesesi rahatsızlıklarında diüretik olarak, mide ağrılarının tedavisinde, iştah açıcı ve dolaşımı iyileştirmede kullanıyorlardı (Cupp 2000). Yine söylentilere göre Kızılderililer, alıç yapraklarından elde ettikleri lapayı çıban, yara ve ülserlerde ve kaynatılmış alıç ağacı köklerinin suyunu da gastrointestinal destekleyici, diüretik ve dolaşımı iyileştirmede kullanıyorlardı (Moerman 1986). Alıç bitkisinin İngilizcedeki adı hawthorn kelimesinin sık ağaçlardan/çalılardan oluşan dikenli çit anlamına gelen hedgethorn kelimesinden türetildiği bilinir. Zira alıç ağacı bugün bile Avrupa'da pek çok bölgede doğal çit olarak kullanılmaktadır (Braun & Cohen 2007, Barnes vd. 2007). Gerçekten de 9 metre uzunluğa erişebilen iğneli bir tür olan alıç ağacı ortaçağlardan bu yana özel alanlara izinsiz girilmesini engelleyici geçit vermez dikenli bir çit olarak kullanılmaktadır (Williamson vd. 2009). Alıç bitkisi ekstrelerinden hazırlanan herbal tıbbi ürünler Avrupa’da çok popüler olmasına karşın ABD’de de kullanımı hızla artmaktadır (Anonymous 1994, Tu 1988). Avrupa’da alıç bitkisinin kuru yaprak ve çiçeklerinin ekstreleri konjestif kalp yetmezliğinin başlangıç aşamaları ve kardiyoaktif glikozit kullanımının gerekmediği minör aritmilerin tedavisinde yaygın biçimde kullanılmaktadır. Hatta bazı durumlarda kardiyoaktif glikozitlerle kombine bir şekilde ek tedavi amaçlı olarak ta kullanılmaktadır (Ma 2010, Awang 2009). Alıç bitkisinin etanolik özütünden dolayı geleneksel olarak pek çok Avrupa ülkesiyle birlikte Çin ve Hindistan’da da kullanımı yaygındır (Swaminathan 2010).

Yasal ve Ticari Statüsü

ABDFederal Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından gıda takviyesi olarak ruhsatlıdır
AlmanyaReçetesiz ilaç olarak ruhsatlıdır
AvustralyaAvustralya’nın r uhsatlı t erapö tik ürünler l istesi’nde yer almaktadır
AvusturyaReçeteli ve reçetesiz ilaç olarak ruhsatlıdır
BelçikaReçetesiz ilaç olarak ruhsatlıdır
ÇinÇin’in Devlet Gıda ve İlaç İdaresi (SFDA) tarafından tablet formundaki alıç yaprakları ekstresi kardiyak iskemi ve hiperlipidemi rahatsızlıklarında kullanılmak üzere bitkisel ilaç olarak ruhsatlandırılmıştır
DanimarkaBitkisel ilaç olarak ruhsatlıdır
FransaGeleneksel bitkisel ilaç olarak ruhsatlıdır
İngiltereİngiltere’nin genel lisanslı ürünler satış l istesi’nde yer almamaktadır
İsveçDoğal bitkisel ürün olarak sınıflandırılmıştır
İsviçreReçetesiz ilaç olarak ruhsatlıdır
KanadaKullanımında kısıtlama yoktur; ancak kalp hastalıklarında reçetesiz kullanımı uygun görülmemektedir
PolonyaReçetesiz ilaç olarak ruhsatlıdır
TürkiyeTarım, Hayvancılık ve Gıda Bakanlığı tarafından bitkisel gıda takviyesi olarak ruhsatlıdır

Endikasyonları (Kullanıldığı Hastalıklar)

Alıç yaprak ve çiçeklerinden elde edilen terapötik ekstrelerin temel etki alanı kardiyovasküler sistemdir. Etkili bir kardiyotonik, kardiyoprotektif, koroner vazodilatör ve hipotansiftir. Alman Komisyon E'ye göre kurutulmuş alıç yaprak ve çiçek ekstrelerinin, New York Kalp Kurumu’nca (New York Heart Association-NYHA) tarif edildiği gibi kalp debisi küçülmelerinin fonksiyonel kategori II (Stage II) durumunda kullanımı uygun görülmektedir (Blumenthal vd. 1998). Avrupa Fitoterapi Monografileri Bilimsel Ortaklığı (European Scientific Cooperative on Phytotherapy Monographs-ESCOP), Komisyon E’nin tedavi önerisini anmakla birlikte ancak tedavinin alıç yaprak ve çiçeklerinin hidroalkolik çözeltide hazırlanmış ekstresi ile yapılması gerektiğini belirtmektedir. ESCOP alıç yaprak ve çiçeklerinin sinirsel kalp rahatsızlıklarında da kullanılabileceğini ve hidroalkolik ekstre kullanılmadan da alıç yaprak ve çiçekleri ile hazırlanan bitkisel çay ve diğer (örneğin, tablet ve kapsül) formlarında üretilen alıç herbal ilaçlarının kalp ve dolaşım fonksiyonlarını güçlendireceğini ifade etmektedir (ESCOP 2003). Amerikan Bitkisel Farmakopesi (American Herbal Pharmacopoeia-AHP) alıç yaprak ve çiçeklerinin NHYA Kategori I ve II kalp yetmezliği, koroner kalp yetmezliğinin eşlik ettiği veya etmediği hipertonik kalp durumunda, miyokardiyal kalp yetmezliği, aritmi, serebral ensüfizans, orta düzeyli hipertansiyon ve miyokardiyal enfarktüs geçmişi olan hastalarda kullanılabileceğini bildirmektedir. AHP ayrıca alıç bitkisel ekstresinin kardiyak glikozitlerinin etkisini güçlendirme yeteneğine sahip olduğunu belirtmektedir. AHP’nin bildirdiği diğer aktiviteler şöyle sıralanabilir: koroner kan dolaşımı ve miyokardiyal perfüzyonu güçlendirmesi, miyokardiyal iskemi sonrası revaskülarizasyonu uyarması, periferik vasküler rezistansı azaltması ve oksijen ve enerji tüketimini ekonomik hale getirmesidir. Ayrıca pozitif inotrop ve dromotrop etkilerinin olduğu ancak negatif kronotrop ve batmotrop etkilere sahip olduğu ifade edilmektedir (AHP 1997-2005). Ek olarak alıcın antiaritmik, antihiperlipidemik, antioksidan, analjezik, antienflamatuar, hepatoprotektif, hipoglisemik, antimikrobiyal, antiviral, diüretik, hipokolesterolemik, hafif hipotansif, antispazmolitik, antidepressif ve sedatif etkilerinin de olduğu in vitro ve in vivo rapor edilmiştir (Braun & Cohen 2007, Barnes vd. 2007, Upton vd. 1999, Hamon 1998, Ma vd. 2010, Rice-Evans vd. 1996, Svedstrom vd. 2002, Fundukian 2009).

Farmakolojik Etkileri ve Özellikleri

Çeşitli alıç (Crataegus spp.) preparatlarının farmakolojik incelemeleri çok sayıda bilimsel yayında bildirilmiştir (Koch vd. 2010:412). Ancak bu preparatların fitokimyasal bileşenlerinin farmakokinetikleri ile ilgili veriler son derece sınırlıdır (Ma vd. 2010:640, Barnes vd. 2007:348). Alıç yaprak ve çiçekleri ekstresinin içerdiği vitexin glukozid ve vitexin ramnozid flavonoidlerinin farmakonetikleri üzerine uygulanmış bilgimiz dahilinde yalnızca bir çalışma mevcuttur. Sıçanlara oral yoldan tek bir doz uygulandığında vitexin glukozid ve vitexin ramnozidin benzer farmakokinetik özelliklere sahip olduğu gözlenmiştir. Her ikisi de hızla plazmada absorbe edilerek maksimum plazma konsantrasyonuna 0.75 saatte ulaşmışlardır. Vitexin glukozidin ortalama eliminasyon yarılanma ömrü 2.53 saat iken vitexin ramnozidin 2.32 saattir. Her iki flavonoidin doku dağılımının karaciğer ve böbreklerde en yüksek olduğu gözlenmiştir. Her ikisinin de beyin dokusunda bulunmadığı bildirilmektedir. Vitexin glukozidin 24 saatte total eliminasyon oranı %64.91 olup bunun %0.70'i idrarla ve %64.21'i ise feçesle gerçekleşmiştir. Vitexin ramnozidin toplam eliminasyon oranı %89.01 olup bunun %0.72'si idrarla %88.29'u da feçesle atılmıştır. Kümülatif safra ifrazatı vitexin glukozid için %0.58 ve vitexin ramnozid için ise %13.38'dir. Vitexin glukozidin ve vitexin ramnozidin gastrointestinal sistemde etkin bir absorpsiyonu gözlemlenmemiştir (Ma vd. 2010:640). Alıç bitkisinin çeşitli preparatlarının farmakokinetiklerini olası olarak bireysel flavonoidlerin farmakokinetikleriyle karşılaştırarak anlayabilmek mümkün olabilir. Bununla birlikte yaklaşık son 20 yıldır alıç yaprak, çiçek ve meyvelerinin ham veya standartlaştırılmış ekstrelerinin farmakodinamik etkileri üzerine çeşitli in vitro ve hayvan deneyleriyle çok geniş bir literatür oluşmuştur. Benzer şekilde alıç ekstrelerinin klinik etkililiği ile ilgili insanlar üzerinde pek çok plasebo kontrollü klinik deneyler yapılmıştır.

Kardiyovasküler Etkileri

Alıç bitkisinin preparatları bilimsel çalışmalarda yoğun bir şekilde incelenmiş ve alıcın miyokardiyal kasılım gücünü attırdığı (pozitif inotropik etki), koroner kan akışını arttırdığı, miyokardiyal oksijen ihtiyacını azalttığı, miyokardiyal tahribata karşı koruduğu, nabız değişmelerini iyileştirdiği ve hipotansif ve antiaritmik etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır (Mills & Bone 2000, Braun & Cohen 2007). Bu nitelikleriyle alıç preparatları refrakter periyotu azaltan ve aritmi riskini arttıran diğer inotropik ajanlardan farklılık göstermektedir (Joseph vd. 1995). Prosiyanidinler ve flavon C-glikozidleri alıcın birincil derece damarları genişleten ve pozitif inotropik ve dromotropik ve negatif kronotrop ve batmotrop etkilere sahip kardiyak tonik etkisinden birinci derecede sorumlu bileşenlerdir. Diğer bir ifadeyle alıç preparatlarının birincil etkisi kateşin ve epikateşinlerden türetilen oligomerik prosiyanidinlerinden kaynaklanmaktadır. İlave etkiler kuersetin, rutin, hiperosid, vitexin, ve vitexin ramnosid gibi türlü flavonoidler tarafından sağlanmaktadır (Bisset 1994). Kronik kalp hastalıklarında, alıç yalnızca kalbin pompalama kapasitesini güçlendirmekle kalmayıp hastanın kardiyak anginaya karşı hassasiyetini de azaltmakta ve hipoksi toleransının iyileştirmektedir. Kardiyak kasları üzerinde etkili olan kardiyak glikozidlerinin tersine alıç preparatları miyokardiyal ve periferik etki göstererek vasküler direnci azaltırlar (Koch vd. 2010:412). Alıç yaprak ve çiçeklerinde bulunan prosiyanidinler oksijen talebini hafifçe arttırırken kalp kaslarına kalsiyum girişini desteklerler. Bu bileşenler koroner arterleri ve diğer kalp damarlarını genişletirler ve böylece refraktör zamanını uzatırlar. Sonuç olarak antiaritmik bir etki yaratırlar. Alıç preparatları kalp hastalıklarının ilk aşamalarında özellikle yaşlanmanın neden olduğu kalp kaslarındaki dejeneratif değişmelerde çok etkili ve iyi tolere edilebilir bir etki gösterir. Son derece nadir olarak yan etkilerine rastlanan alıç yaprak ve çiçekleri diğer kardiyak glikozidlerle sinerjiye ve iyi bir etkileşime sahip olduğundan uzun dönemli kullanımı uygun bulunmaktadır (Kraft & Hobbs 2004:132).

İzole kurbağa ve gine pig kalbi preparatları kullanan in vitro çalışmalar ve kedi ve köpekler üzerine bazı in vivo çalışmalar miyokardiyal kasılımın ve kalp atış sayısının arttığını bildirmektedir. Sıçanlar üzerine yapılan in vivo ve in vitro çalışmalar kardiyak iskemide antiaritmik ve belirgin bir kardiyoprotektif etkiyi bildirmektedirler (al Makdessi vd. 1999, Jakalakshmi & Devaraj 2004, Min vd. 2005, Veveris vd. 2004). Alıç flavonoidlerinin insanlarda umbilicalis damar endotelyal hücrelerinde hipoksi sitotoksitesini azalttığı (Lan vd. 2005) ve iskemiden kaynaklanan gecikmiş hücre ölümlerine karşı koruduğu in vitro kanıtlanmıştır (Zhang 2004). Bu etkiler enerji metabolizmasını geliştirmek, oksijen serbest radikallerini yok etmek ve iskemik miyokardta serbest radikallerin üretimini inhibe etmekle sağlanmaktadır (Min vd. 2005, Zhang 2004). İnsanlarda koroner arterlerde dozaja bağlı olarak koroner kan akışında artışlar gösterilmiştir. Bu etkinin potasyum kanalı etkisi nedeniyle damarların gevşek kas hücre zarlarının hiperpolarizasyondan kaynaklandığı düşünülmektedir (Siegel vd. 1996). Diğer bir in vitro kanıt, fosfodiesteraz inhibisyonun alıcın miyokardiyal etkisinden kaynaklanabileceğini ileri sürmektedir. Gine domuzu kalbi üzerinde yapılan bir deneyde oligomerik prosiyanidinlerin alıcın vazodilatör ve pozitif inotropik etkilerinde önemli roller oynadığı gösterilmiştir (Schussler vd. 1995). Sıçanlar üzerinde yapılan iskemik reperfüzyon çalışmaları bu bileşenlerin kardiyoprotektif etkilerden de sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır (Chatterjee vd. 1997). Hayvalar üzerinde yapılan diğer deneylerde alıç fitokimyasallarının in vitro gine piglerde ve in vivo kedi, köpek ve tavşanlarda koroner kan akışını arttırdığı; kedi, köpek, tavşan ve sıçan modellerinde kan basıncını in vivo düşürdüğü; köpeklerde periferik kan akışını kafa, iskelet kasları ve böbreklerde arttırdığı ve deri ve gastrointestinal sistemde arttırdığı in vivo gösterilmiştir (Rácz-Kotilla vd. 1980, Ammon & Händel 1980a, 1980b, 1980c, Abdul-Ghani vd. 1987, Petkov vd. 1979, Lièvre vd. 1985). Alıcın hipotansif wtkisi adrenerjik, muskarinik veya histaminerjik reseptörlerden çok vazodilasyon etkisinden kaynaklandığı gösterilmiştir (Abdul-Ghani vd. 1987). Prosiyanidin içeriklerine göre standartlaştırılmış alıç çiçek, yaprak ve meyve özütleri kullanılarak adrenalin kaynaklı taşikardiye karşı beta adrenoseptör bloke edici etkisi köpek kalplerinde in vivo kurbağa kalplerinde in vitro kanıtlanmıştır (Rácz-Kotilla vd. 1980). Gine pig kalbin üzerinde flavonoid ve proantosiyanidinlerden kaynaklanan negatif kronotropik ve pozitif inotropik etkiler in vitro gösterilmiştir (Leukel vd. 1986). Gine piglerin papiler kaslarında alıcın amin içeriklerinden kaynaklanan pozitif inotropik bir etki in vitro kanıtlanmıştır. Narkoz verilmiş köpeklerde alıcın flavonoid vitexin ramnozid bileşenlerinin iskemik miyokarda karşı koruyucu etkisi gösterilmiştir (Wagner & Grevel 1982). Alıç ekstrelerinin sol ventriküler faaliyeti ve oksijen endeksi tüketimini azalttığı, koroner sinüs kan oksijen konsantrasyonunu arttırarak oksijen tüketiminde bir azalışa ve oksijen metabolizmasında dengelenmeye neden olduğu gözlenmiştir. Vitexin ramnosidin, oksijen ve glukoz eksikliğiyle karşılaşan kardiyak hücrelerini koruyucu bir etki gösterdiği in vitro kanıtlanmıştır (Lianda vd. 1984).

Alıç preparatları kullanılarak yapılan klinik deneyler çoğu kez standartlaştırılmış alıç yaprak ve çiçeklerinden elde edilen ekstrelerin NHYA sınıflandırmasına göre çeşitli kategorilerde kalp yetmezliği bulunan hastalar üzerinde yoğunlaşmıştır. 952 kalp yetmezliği hastasına uygulanan büyük bir deneyde, standardize edilmiş alıç ekstresi takviyelerinin belirgin bir şekilde etkili olduğu görülmüştür. Çalışma, kalp yetmezliğini farklı ilaçlar kullanan geleneksel metotlarla tedavi ile sadece alıç ekstreleriyle tedavi metodunu karşılaştırmıştır. 2 yıl sonra, alış ekstresi kullanan hastalarda çarpıntı, solunum problemleri ve halsizlik gibi kalp yetmezliğinin klinik semptomlarının belirgin bir şekilde azaldığı gözlemlenmiştir. Alıç kullanan hastaların tedavileri için daha az ilaç kullandıkları da belirtilmiştir (Habs 2004). Klinik deneylerin çoğu alıcın kalp fonksiyonlarını ciddi biçimde geliştirdiğini kanıtlamaktadır. Bir çalışmada 2 ay boyunca günde 900 mg dozunda kullanılan alıç ekstresinin kalp yetmezliği semptomlarının azaltılmasında bir ACE (angiotensin converting enzyme) inhibitörü olan kaptopril ilacının ufak dozları kadar etkili olduğu bulunmuştur (Tankanow vd. 2003). Benzer şekilde alıç ekstresi ile katropril ilacını karşılaştıran bir başka çalışma, etkililikte alıç ekstresinin 37.7 mg kaptopril kadar etkili olduğu hatta daha iyi tolere edilebildiğini belirtmektedir (Tauchert vd. 1994). 212 hastaya uygulanan gözlemsel bir kohort çalışmada hafif kalp yetmezliği tedavisinde homeopatik alıç ekstresinin standart ACE inhibitörü veya diüretiğinin gösterdiği etkiyle tamamen aynı olduğu kanıtlanmıştır (Schroder vd. 2003). NHYA sınıflandırmasına göre I-III kategorilerinde kronik kalp yetmezliği hastalarının tedavilerinde standardize alıç ekstresini 632 denek üzerinde kullanan 8 ayrı klinik deneyin meta analizi sonuçlarına göre hastalarda plaseboyla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde maksimal iş yükünde, kan basıncı-nabızda oranında ve dispne (solunum yetmezliği) ve halsizlik gibi semptomlarda iyileşme gözlendiği belirtilmektedir (Pittler vd. 2003). 839'dan fazla hasta üzerinde yapılan ve 1981-1996 arasında yayınlanan 13 farklı klinik deneyin sonuçlarına göre günlük 900 mg dozajında alınan alıç ekstresinin egzersiz toleransını, anaerobik eşiği, ejeksiyon fraksiyonunu ve türlü öznel semptomları iyileştirdiği gözlenmiştir (Kraft 2000). Diğer bir plasebo kontrollü, rastgele, paralel gruplara dağıtılmış ve çok merkezli ortamda uygulanan Degenring vd.'nin (2003) yayınladığı bir çalışma, NHYA II kategorisinde kalp yetmezliği bulunan hastalar üzerinde standartlaştırılmış taze alıç meyveleri ekstrelerinin etkisi ve güvenirliliğini onaylamaktadır. 143 hastanın katıldığı bu deneyde hastalara alıç ekstrelerinden günde 3 defa ve 8 hafta süreyle uygulandığı ve hastaların egzersiz toleransında belirgin bir artış gözlendiği ancak nabız-kan basıncı oranında bir değişme gözlemlenmediği bildirilmiştir. Bir klinik deneyde NHYA III kategorisinde kalp yetmezliği bulunan 209 hastaya sadece 900 veya 1800 mg standartlaştırılmış alıç ekstresi yahut bu ekstreler diüretik tedavilerine ek olarak plasebo şeklinde uygulanmıştır. 16 hafta sonra hastaların dozaja bağlı olarak egzersiz kapasitelerinde belirgin bir iyileşme görülmüştür ve daha yüksek doz kullanan hastaların baş dönmesi ve baş ağrısı gibi yan etkilerle daha az karşılaştıkları bildirilmiştir (Tauchert 2002). Bir diğer büyük, uluslararası ve çok merkezli çalışma standartlaştırılmış alıç ekstresinin 2,300 kalp hastası mortalitesi üzerindeki etkisini 24 ay süresiyle incelemiştir (Holubarsch vd. 2000). Alıç bitkisinin yalnız başına kullanımının konjestif kalp yetmezliği semptomlarını azaltmakta etkili olduğu gösterilmişse de, kafur gibi bitkilerle birlikte kullanıldığında da son derece etkili olduğu bilinmektedir. Bu kombinasyonun etkililiği 319 hastaya uygulanan açık bir çalışmada (Braun & Cohen 2007) ve 190 hastaya uygulanan bir başka çalışmada kanıtlanmıştır (Schmidt vd. 2000). Bazı öncü kanıtlara göre alıcın kalbe kan akışının azalmasının neden olduğu anginanın (göğüs ağrısı) kontrolüne yardımcı olduğu gösterilmiştir. Eski bir çalışmada 60 angina hastasına 3 hafta boyunca günlük 180 mg alıç meyve, yaprak ve çiçeklerinden oluşan bir ekstre veya plasebo uygulanmıştır. Alıç ekstresi uygulanan hastaların kalbe kan akışında iyileşmeler gözlendiği ve göğüs ağrısı belirtileri hissetmeksizin uzun süreli egzersiz yapabildikleri bildirilmiştir (UMA 2011). Çiçekli alıç yapraklarının farmakolojik etkileri kardiyak kasılımı, koroner kan akımını ve miyokaridyal sirkülasyonu arttırması, iskemik tahribattan koruması ve periferik vasküler rezistansı azaltması şeklinde özetlenebilir (Barnes vd. 2007:348).

Konjestif kardiyak yetmezliği yanında alıç geleneksel olarak aritmi, hipertansiyon ve ateroskleroz gibi rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bir çalışmada alıç ekstresinin reçeteli ilaçlarını da kullanan tip 2 diyabet hastalarında hipertansiyonun düşürülmesinde etkili olduğu bulunmuştur. Denekler 16 hafta süresince günlük 1,200 mg alıç ekstresi veya plasebo kullanmışlar ve alıç ekstresi uygulanan hastalarda kan basıncının plasebo alanlara göre daha düşük olduğu gösterilmiştir (UMA 2011). Bir öncü, rassal ve plasebo kontrollü deneysel çalışmada günlük tek başına alınan 500 mg alıç ekstresi ile 600 mg magnezyum takviyesi kombinasyonu ile alınması durumundaki etkileri 36 hafif hipertansiyon hastası üzerinde 10 hafta boyunca incelenmiştir. Bütün gruplarda sistolik ve diastolik kan basıncında azalmalar gözlemlenmiş ve gruplar arasında istatistiksel anlamda belirgin farklılıklara rastlanmamıştır (Walker vd. 2006). 40-60 yaşları arasında 92 hastaya uygulanan bir diğer rassal kontrollü çalışmada 3 ay boyunca günde 3 defa alıç ekstresinin verildiği hastaların hem sistolik hem de diastolik kan basıncında belirgin azalmaların görüldüğü bildirilmektedir. Alıç meyvesinin de antihipertansif etkisi kontrolsüz bir çalışmada kanıtlanmıştır (Mills & Bone 2000). Üç farklı rassal ve plasebo kontrollü klinik deneylerde doğal D-kafur ve taze alıç meyvelerinden elde edilen ekstresi kombinasyonunun ortostatik hipotansiyon tedavisinde etkili olduğu bulunmuştur (Georg Belz & Loew 2003, Hempel vd. 2005, Kroll vd. 2005). Ortostatik hipotansiyon hastası 24 katılımcının yer aldığı iki rassal ve kontrollü çalışmada katılımcılara dört gün boyunca alıç meyvelerinin etanol ekstresi, D-kafur ve mentol kombinasyonlarından sadece birisi uygulanmış ve bunların hepsinin bulunduğu kombinasyonu 4 gün boyunca alan hastaların ortalama arteriyal basıncında, sistolik ve diastolik kan basınçlarında istatistiksel anlamda belirgin bir etki görülmüştür (Belz 2002). Özellikle hafif hipertansiyon üzerine yoğunlaşan bir çalışmada günde 500 mg alınan alıç ekstresi tedavisinin diastolik kan basıncını 10. haftada belirgin bir şekilde düşürdüğü bulunmuştur (Walker vd. 2006).

Antidepresan Etkisi

Oral olarak alıç çiçeği ekstresi uygulanan farelerde ekstrenin merkezi sinir sistemi depresanı etkisi gösterdiği bildirilmiştir. Özellikle barbitürat uyku zamanında bir artışla birlikte spontane bazal motilitede gözlemlenen azalış en dikkate değer etkiler olarak öne çıkmaktadır (Della Loggia vd. 1983). 182 denek üzerinde uygulanan bir çalışmada alıcın, passiflora (Passiflora incarnata) ve valerian (Valeriana officinalis) bitkilerinin bir kombinasyonu şeklinde verilmesinin huzursuzlukla seyreden adaptasyon sorunu yaşayanlarda yararlı olduğu bildirilmektedir (Bourin vd. 1997). Fonksiyonel rahatsızlıkların eşlik ettiği hafif ve orta derecede 264 Hamilton anksiyete hastasına alıç, Eschscholtzia californica ve magnezyum kombinasyonlarını içeren preparatın uygulandığı rassal ve plasebo kontrollü bir deneyde, günde 2 kez 2 tablet olmak üzere 3 ay boyunca 130 hastaya kombinasyon içeren preparat ve 134 hastaya da plasebo uygulanmıştır. Deney sonucuna göre kombinasyonun uygulandığı grubun plasebo uygulananlara göre hafif ve orta derecede Hamilton anksiyete ölçek skorunda oldukça önemli azalmalar görüldüğü gözlenmiştir (Hanus vd. 2004). Alıcın flavonoid bileşenleri anlamlı biçimde sedatif etkiye sahiptir (Tyler 1993).

Antioksidan Etkisi

Serbest radikallerin yaşlanma süreciyle bağlantılı olduğu bilinmektedir. Alıcın kardiyovasküler koruyucu etki mekanizması bir yönüyle vücudu direkt olarak LDL oksidasyonundan koruması veya alfa tokoferolleri muhafazası yoluyla indirekt bir koruma sağlamasıdır (Zhang vd. 2001). Alıç ekstresinin antioksidan etkiye sahip olduğu in vitro olarak belirlenmiştir (Periera vd. 2000, Rajalakshmi vd. 2000). Alıcın oksidatif süreci etkin bir şekilde inhibe ettiği, serbest radikalleri yok ettiği ve glutasyon biyosentezini olası olarak güçlendirdiği gösterilmiştir (Ljubuncic vd. 2005). Alıcın serbest radikalleri yok etme yeteneğinin içerdiği toplam fenolik proantosiyanidinler ve flavonoid bileşenleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir (Bahorun vd. 1996, Rakotoarison vd. 1997). Bir çalışmada alıç ekstresinin LDL oksidasyonunun yol açtığı Cu2+- bileşenini inhibe etmesi; içerdiği total fenoller, (toplam ve oligomerik formlardaki) proantosiyanidinler ve özellikle iki bireysel fenol bileşeni, yani bir flavonol olan dimerik prosiyanidin B2 ve flavonol glikozidi formundaki hiperosid ile ilişkilendirilmektedir (Quettier-Deleu vd. 2003). En yoğun antioksidan etki proantosiyanidin içeriğin en fazla yoğunlaştığı çiçek tomurcuklarında ve flavonoid içeriğin en fazla bulunduğu yapraklarda bulunur (Bahorun vd. 1994). Farelere uygulanan alıç meyvesi ekstresinin serbest radikalleri yok edici süperoksit dismütaz etkisini güçlendirdiği belirtilmiştir. Reaktif serbest radikallerin yol açabileceği lipid peroksidasyonunu da engellendiği gösterilmiştir (Tadic vd. 2008).

Antihiperlipidemik Etkisi

Alıçtaki monomerik kateşinler ve oligomerik prosiyanidinlerin hipokolesterolemik etkiden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Alıcın antihiperlipidemik etkisi hepatik LDL reseptörlerin düzenlenmesi ve kolesterol biyosentezinin bastırılması gibi bir dizi mekanizma aracılığıyla meydana gelmektedir. Alıç içeren geleneksel bir Çin mülti-herbal formülasyonunun muhtemelen koleretik fonksiyonu nedeniyle farelerde eksperimental hiperkolesterolemiyi önlediği bulunmuştur (Cheng vd. 2004). Bir başka Çin mülti-herbal formülün vasküler endotelyal hücreleri aşırı kolesterolden koruduğu in vivo gösterilmiştir (Tu vd. 2003). Alıç bitki ekstresinin hiperlipidemik bir diyetle beslenen sıçan (Shanthi vd. 1994) ve tavşanlarda (Zhang vd. 2002) serum lipid düzeylerini ve karaciğer ve aortlardaki yağ depolarını azalttığı bildirilmiştir. Geleneksel Çin bitkileri ile birlikte kullanılan alıç bitkisinin insan (Chen vd. 1995, Guan vd. 1995) ve hayvanlarda (He 1990, la Cour vd. 1995) serum lipid düzeylerini azalttığı kanıtlanmıştır.

Diğer Etkileri

Alıçta bulunan flavonoidlerin in vivo ve in vitro antienflamatuar ve hepatoprotektif etkilere sahip oldukları gösterilmiştir. Alıç meyvesinin sıçanlarda uygulanan enflamatuar bağırsak hastalığı eksperimental modellerinde vücut ağırlığını ve bağırsak uzunluğunu yeniden yapılandırarak, hemoglobin sayımını arttırarak ve polimorfonükleer lökozitlerin ve çoklu erozif lezyonların infiltrasyonunda görüldüğü gibi enflamasyon belirtilerini azaltarak koruyucu etki göstermektedir (Fujisawa vd. 2005). Alıcın içerdiği O-glikozidik flavonoidler ve oligomerik proantosiyanidinlerin herpes simpleks tip 1 virüsüne karşı önleyici etki gösterdiği in vitro gösterilmiştir (Shahat vd. 2002). Alıcın antispazmotik ve analjezik etkiler gösterdiği ve yüksek prosiyanidin içeriğinin antimikrobiyal, antialerjik ve kolajen düzenleyici etkilere sahip olduğu en azından teorik olarak söylenebilir. Alıç yaprağı ekstresinin diyabetik sıçanlarda bazal plazma insülin konsantrasyonunu etkilemeden hipoglisemik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir. Ayrıca miyokardiyal damar tıkanıklığı bulunan sıçanlarda hepatoprotektif etkisinin bulunduğu gösterilmiştir (Jouad vd. 2003). Yüksek oranlı flavonoid içeriği nedeniyle alıç, bağ dokuları güçlendirir, kılcal damarların frajilitesini azaltır ve eklemlerin kolajen tahribatını önler. Böylece türlü bağ doku hastalıklarının tedavisinde çok yararlı etkileri vardır (Mills & Bone 2000).

Kullanım Şekli ve Dozaj

Kurutulmuş alıç yaprak ve çiçek ekstrelerinin, New York Kalp Kurumu’nca (New York Heart Association-NYHA) tarif edildiği gibi kalp debisi küçülmelerinin fonksiyonel kategori I-II'nin ilk aşamalarında kardiyotinik ve kardiyoprotektif amaçlarla kullanımı uygundur. Klinik deneyler alıç ekstrelerinin konjestif kalp yetmezliğinin ilk aşamalarında bir alternatif olarak veya hastalığın ilerleyen dönemlerinde ek bir tedavi olarak kullanılabileceğini tasdik etmektedir. Alıç tabletleri kardiyoprotektif, kardiyotonik veya profilaktik amaçlarla kullanılabilir (Koch vd 2010:420).

Günde birkaç kez 1 adet 200 ve 500 mg gram tablet yemeklerden 15 dakika önce bir miktar su ile ağızdan alınmalıdır. Kurutulmuş alıç yaprak ve çiçeklerinden elde edilen tabletlerden günlük ortalama 2 veya 5 gram kadar alınması tavsiye edilir (Upton vd. 1999, ESCOP 2003). Optimum etki amacıyla doz zamanla arttırılabilir (Kraft & Hobbs 2004). Bitkisellerin tam etkiyi sağlayabilmesi için en az 4 hafta süreyle kullanılması gerekir (Kraft & Hobbs 2004). Komisyon E'ye göre minimum kullanım süresi 6 haftadır (Blumenthal vd. 1998). 16 hafta süreyle kullanımı önerilir (Barnes vd. 2007). Kardiyak glikozidleri ile iyi kombine olur ve sinerjik bir etki yaratabilir. Alıç ile digoksinin birlikte kullanımında tedavide aynı düzeyde etki sağlamasına rağmen digoksinin dozajının azaltılmasına imkan sağlar (Kraft & Hobbs 2004).

Kontraendikasyonları

Farmakope ve monografilerin hiçbirisi herhangi bir kontraendikasyon veya toksik etki belirtmemektedir (Blumenthal vd. 1998, ESCOP 2003, Upton vd. 1999, WHO 2002).

Yan (Advers) Etkileri

Alıç güvenli bir bitkidir (UMA 2011). Tekli alıç preparatları kullanımının insan sağlığına olası yan etkileri ve güvenirliliği ile ilgili insanlar üzerinde yapılan çalışmalar çok kapsamlı bir şekilde yeniden gözden geçirilmiştir (Daniele vd. 2006). Ocak 2005 tarihine kadar MEDLINE, EMBASE, AMED, The Cochrane Library, the U.K. National Research Register ve the U.S. ClinicalTrials.gov veritabanları alıç bitkisinin olası yan etkileri ile ilgili insanlar üzerinde yapılan bilimsel çalışmaları incelemek amacıyla sistematik olarak detaylı bir biçimde araştırılmıştır (Koch vd. 2010:420). Sonuç olarak alıç kullanımı ile ilgili olarak belirtilen yan etkilerin hiçbirisinin ciddi olmadığı ve yan etkilerin kullanılan alıç dozajı ile hiçbir ilişkisinin olmadığı görülmüştür (Daniele vd. 2006). Kısaca, bilimsel veriler alıç bitkisi ve ekstrelerinin fevkalade iyi tolere edildiği ve güvenli olduğunu göstermektedir (Koch vd. 2010, UMA 2011, Cupp 2000, Awang 2009, Williamson vd. 2009, Kraft & Hobbs 2004). İlave olarak Komisyon E, WHO ve ESCOP monografileri alıç bitkisi ile ilgili herhangi bir yan etki ve toksisite belirtmemektedir (Blumenthal vd. 1998, ESCOP 2003, WHO 2002). AHP ise yan etkilerin son derece minimal olduğunu ve bazı hastaların hafif gastrointestinal rahatsızlıklar, çarpıntı, başağrısı ve baş dönmesi (vertigo) yaşadıklarını bildirmektedir (Upton vd. 1999).

Uyarılar

Hastalık semptomları 6 haftadan daha uzun bir süre içinde değişmezse yahut bacaklarda sıvı birikmesi görülürse derhal bir doktor müdahalesi gereklidir. Göğüste kalp hizasında oluşan ve kollara, üst abdominal bölgeye veya enseye dağılan bir ağrı durumunda yahut nefes darlığı (dispne) halinde mutlaka tıbbi bir müdahale gereklidir (ESCOP 2003, WHO 2002, Blumenthal vd. 1998, Koch vd. 2010).

İlaç Etkileşimleri

Alıç bitkisinde elde edilen preparatların ilaç etkileşimlerine dair hiçbir bilgi yoktur. Teorik olarak kardiyak glilozitleri gibi kardiyoaktif ilaçlarla bir etkileşiminin olması beklenebilir ancak bildirilmemiştir (Hamon 1988, Cupp 2000). 5,500'den fazla hasta üzerinde yapılan 24 kontrollü klinik deneylere dayanan sistematik bir araştırmanın sonuçlarına göre alıcın ilaç etkileşimlerine dair hiçbir kanıta rastlanılmamıştır (Daniele vd. 2006). Benzer şekilde diğer medikasyonlara ilave olarak alınan WS 1442 hidroalkolik Crataegus ekstresinin etkisi ve güvenilirliğinin 2,681 konjestif kalp hastası üzerinde denendiği bir SPICE çalışmasında da alıcın ilaç etkileşimlerinin bulunmadığı onaylanmıştır (Holubarsch vd. 2008). Alıç ekstrelerinin, ilaç-ilaç veya bitki-ilaç etkileşimine dair literatür taramasında hiçbir bilgiye rastlanmamıştır (Koch vd. 2010:420). Alıç yaprak, çiçek veya meyve ekstrelerinin besinlerle veya diğer tıbbi bitkilerle herhangi bir etkileşimi bildirilmemiştir (Williamson vd. 2009:248).

Alıç & Kardiyak Glikozitleri Etkileşimi

Gruenwald vd. (2000) hipotetik olarak bazı ilaç etkileşimleri bildirmişse de bilimsel çalışmalar herhangi bir ilaç etkileşimi bildirmemektedir. Gruenwald vd.'ne göre (2000:273) alıç ekstreleri kardiyak glikozitlerinin etkisini güçlendirebilir. Şayet hasta, tedaviye başlandığında digoksin, digitoksin veya g-strofantin gibi kardiyak glizkozidlerini kullanıyorsa, bu standart kardiyak glikozitlerinin dozajları azaltılmalıdır. Gruenwald vd.'ne (2000) göre beta blokerleri ile birlikte alındığında alıç ekstreleri hipertansif etki gösterebilir. Ayrıca alıç NYHA Kategori III antiaritmiklerine benzer etki gösterdiğinden diğer antiaritmiklerle birlikte kullanılmamalıdır. Fakat bilimsel çalışmalar alıcın digoksin düzeyleri üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını bildirmektedir (Williamson vd. 2009:248). 8 sağlıklı gönüllüyle yapılan rassal bir deneyde WS 1442 hidroalkolik alıç ekstresinin digoksinin farmakokinetik parametreleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gönüllüler rastgele iki gruba bölünerek rastgele bir gruba 10 gün boyunca 0.25 mg/gün digoksin ve diğer rassal gruba da 21 gün boyunca 0.25 mg/gün digoksine ilave olarak 900 mg/gün WS 1442 alıç ekstresi uygulanmıştır. Klinik deney sonucunda istatistiksel olarak anlamlı herhangibir ölçülen farmakokinetik parametreye rastlanılmamıştır. Bu da göstermektedir ki drog veya hidroalkolik formda herhangibir alıç ekstresinin digoksin ile birlikte uygulanması tamamıyla güvenlidir ve herhangi bir ilaç etkileşimi sözkonusu değildir (Tankanow vd. 2003).

Alıç & Antihipertansif İlaçların Etkileşimi

Sınırlı sayıda klinik bilimsel kanıta göre çok küçük düzeyde bile olsa antihipertansif ilaçlarla birlikte kullanılan alıç ekstrelerenin kan basıncını düşürücü ilave etkisinin olabileceği bildirilmiştir. Alıçtaki flavonoidler kan basıncını düşürmeyeceğinden, alıç hipotansif hastalar tarafından da güvenle kullanılabilir (Kraft & Hobbs 2004:132). %71'inin ACE inhibitörleri, kalsiyum kanal blokerleri, diüretikler veya beta blokerleri gibi antihipertansif medikasyon kullanan tip 2 diyabet hastaları üzerinde tesadüfi bir çalışmada hastalara 16 hafta boyunca günde iki kez 600 mg alıç ekstresi veya plasebo uygulanmıştır. Alıç ekstresi verilen grubun diastolik kan basıncında 2.6 mmHg'lik bir azalma görülürken plasebo uygulanan grupta bir değişmeye rastlanmamıştır. Alıç uygulanan grubun sistolik kan basıncındaki 3.6 mmHg oranında bir azalışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı düşünülmektedir (Walker vd. 2006). Sonuç olarak, alıcın mevcut antihipertansiyon tedavisine eklenmesi halinde klinik olarak önemli bir hipotansif etkisinin olmadığı görülmektedir.

Alıç & Antidiyabetik İlaçların Etkileşimi

Antidiyabetik ilaç kullanan hastalarda alıcın glisemik kontrolü etkilemeyeceği söylenebilir. Metformin, gliklazid ve/veya küçük dozlarda insülin kullanan 80 tip 2 diyabet hastası üzerinde yapılan rassal bir çalışmada hastalara 16 hafta boyunca günde iki kez 600 mg alıç ekstresi veya plasebo uygulanmıştır. 16 hafta sonunda her iki grupta da açlık şekeri, glikozilatlı hemoglobin ve fruktosamin gibi glisemik kontrol ölçütlerinde bir değişme gözlemlenmemiştir (Walker vd. 2006). Sonuç olarak, alıcın mevcut antidiyabetik ilaç tedavisine eklenmesi halinde klinik olarak glisemik kontrolü değiştirici herhangi bir etkisinin olmadığı ve diyabet hastalarınca güvenle kullanılabileceği söylenebilir.

Abdul-Ghani A-S et al (1987). Hypotensive effect of Crateagus oxyacantha. Int J Crude Drug Res 25: 216–220.

al Makdessi S, Sweidan H, Dietz K, Jacob R (1999). Protective effect of Crataegus oxyacantha against reperfusion arrhythmias after global no-flow ischemia in the rat heart. Basic Res Cardiol 94(2): 71-77.

American Herbal Pharmacopoeia and Therapeutic Compendium (AHP). Analytical, quality control and therapeutic monographs. Santa Cruz, California: American Herbal Pharmacopoeia, 1997–2005.

Ammon HPT & Händel M. (1981a). Crataegus , toxicology and pharmacology. I. Toxicity. Planta Med 43:105–120.

Ammon HPT & Händel M. (1981b). Crataegus , toxicology and pharmacology. II. Pharmacodynamics. Planta Med 43:209–239.

Ammon HPT & Händel M. (1981c). Crataegus , toxicology and pharmacology. III. Pharmacodynamics and pharmacokinetics. Planta Med 43:313–322.

Anonymous. The Lawrence review of natural products. St. Louis, MO: Facts and Comparisons, 1994.

Awang DVC. Tyler’s Herbs of Choice : The Therapeutic Use of Phytomedicinals, 3rd ed., CRC Press Taylor & Francis Group, USA, 2009.

Bahorun T et al. (1994). Antioxidant activities of Crataegus monogyna extracts. Planta Med 60(4): 323-328.

Bahorun T et al. (1996). Oxygen species scavenging activity of phenolic extracts from hawthorn fresh plant organs and pharmaceutical preparations. Arzneimittelforschung 46(11): 1086-1089.

Barnes J, Anderson LA & Phillipson JD. Herbal Medicines. 3rd edn. London, Pharmaceutical Press, Royal Pharmaceutical Society of Great Britain, 2007.

Barrett M (Ed.). The Handbook of Clinically Tested Herbal Remedies, Volumes 1&2. New York, The Haworth Herbal Press, 2004.

Belz GG et al (2002). Camphor-Crataegus berry extract combination dose-dependently reduces tilt induced fall in blood pressure in orthostatic hypotension. Phytomedicine 9: 581–588.

Bisset NG (1994). Herbal drugs and phytopharmaceuticals. Boca Raton, FL: CRC Press.

Blumenthal M. Popular herbs in the U.S. Market. Austin, TX: American Botanical Council, 1997.

Blumenthal M et al., (Eds). The Complete German Commission E Monographs. Austin, Texas: American Botanical Council, 1998.

Blumenthal M. The ABC Clinical Guide to Herbs. Austin, TX: American Botanical Council, 2003.

Blumenthal M, Goldberg A, Brinckmann J (eds). Herbal Medicine: Expanded Commission E Monographs. Austin, TX: Integrative Medicine Communications, 2000.

Bourin M, Bougerol T, Guitton B, Broutin E (1997). A combination of plant extracts in the treatment of outpatients with adjustment disorder with anxious mood: controlled study versus placebo. Fundam Clin Pharmacol 11(2): 127-132.

Braun L & Cohen M. Herbs & Natural Supplements An Evidence-based Guide, 2nd edn. Marrickville, NSW: Churchill Livingstone, Elsevier Australia, 2007.

British Pharmacopoeia (BP), Vol. 1-4. London: The Stationery Office, 2009.

Bruneton J, Pharmacognosy, phytochemistry, medicinal plants. Paris, Lavoisier, 1995.

Chatterjee SS, Koch E, Jaggy H, Krzeminski T (1997). In vitro and in vivo studies on the cardioprotective action of oligomeric procyanidins in a Crataegus extract of leaves and blooms. Arzneimittelforschung 47(7): 821-825.

Cheng BJ et al (2004). Preventive effect of traditional herbal formulae against experimental hypercholesterolemia in rats with special reference to blood lipoprotein cholesterol levels. J Ethnopharmacol 94(2-3): 275-278.

Chevallier A. Herbal Remedies: Eyewitness Companions. First American Edition. New York, USA: Dorling Kindersley Publishing Limited, 2007.

Cupp MJ. Toxicology and Clinical Pharmacology of Herbal Products. Totowa, New Jersey, Humana Press Inc., 2000.

Daniele C, Mazzanti G, Pittler MH, et al (2006). Adverse-event pro-file of Crataegus spp.:a systematic review. Drug Saf 29:523–535.

Degenring FH, Suter A, Weber M, et al (2003). A randomised double blind placebo controlled clinical trial of a standardised extract of fresh Crataegus berries (Crataegisan) in the treatment of patients with congestive heart failure NYHA II. Phytomedicine 10(5):363-369.

Della Loggia R et al (1983). Depressive effect of Crataegus oxyacantha L. on central nervous system in mice. Sci Pharm 51: 319–324.

European Pharmacopoeia and Supplements 6.1–6.2. Sixth Edition. Strasbourg: Council of Europe, 2007.

European Scientific Co-operative on Phytotherapy (ESCOP) (2003). ESCOP Monographs. 2nd edition. New York: ESCOP, Georg Thieme Verlag.

Ficarra P et al (1984a). High-performance liquid chromatography of flavonoids in Crataegus oxyacantha L. Il Farmaco Ed Pr, 39: 148–157. 1984.

Ficcara P et al (1984b). Analysis of 2-phenyl-chromon derivatives and chlorogenic acid. II–High-performance thin layer chromatography and high-performance liquid chromatography in flowers, leaves and buds extractives of Crataegus oxyacantha L. Il Far maco Ed Pr, 39: 342–354.

Folium cum Flore Crataegi (2002). WHO Monographs on Selected Medicinal Plants, Vol.2. Geneva: World Health Organization, pp.66–82.

Fundukian LJ (Editor). The Gale Encyclopedia of Alternative Medicine. Third Edition, Farmington Hills, MI, Gale Cengage Learning, 2009.

Georg Belz G, Loew D (2003). Dose-response related efficacy in orthostatic hypotension of a fixed combination of D-camphor and an extract from fresh Crataegus berries and the contribution of the single components. Phytomedicine 10(Suppl 4): 61-67.

Grieve M. A Modern Herbal. New York, NY: Dover, 1971.

Gruenwald J et al., eds. PDR for Herbal Medicines, 2nd edn. Montvale: Medical Economics Company Inc, 2000.

Habs M (2004). Prospective, comparative cohort studies and their contribution to the benefit assessments of therapeutic options: heart failure treatment with and without Hawthorn special extract WS 1442. Forsch Komplementarmed Klass Naturheilkd 11(Suppl)1:36-39.

Hamon NW (1988). Hawthorns. CPJ/RPJ;(Nov):708-724.

Hanus M, et al (2004). Double-blind, randomised, placebo-controlled study to evaluate the efficacy and safety of a fixed combination containing two plant extracts (Crataegus oxyacantha and Eschscholtzia californica) and magnesium in mild-to-moderate anxiety disorders. Curr Med Res Opinion 20(1): 63–71.

Hempel B et al (2005). Efficacy and safety of a herbal drug containing hawthorn berries and D-camphor in hypotension and orthostatic circulatory disorders/results of a retrospective epidemiologic cohort study. Arzneimittelforschung 55(8): 443-450.

Hobbs C and Foster S, HerbalGram, 22: 19, 1990.

Holubarsch CJ, Colucci WS, Meinertz T, et al (2008). Investigation of Crataegus extract WS 1442 in CHF (SPICE) trial study group. Eur J Heart Fail 10: 1255–1263.

Holubarsch CJ, Colucci WS, Meinertz T, Gaus W, Tendera M (2000). Survival and prognosis: investigation of Crataegus extract WS 1442 in congestive heart failure (SPICE): rationale, study design and study protocol. Eur J Heart Fail 2(4): 431-437.

Jayalakshmi R, Devaraj SN (2004). Cardioprotective effect of tincture of Crataegus on isoproterenol-induced myocardial infarction in rats. J Pharm Pharmacol 56(7): 921-6.

Joseph G, Zhao Y & Klaus W (1995). Pharmacologic action profile of crataegus extract in comparison to epinephrine, amirinone, milrinone and digoxin in the isolated perfused guinea pig heart. Arzneimittelforschung 45(12): 1261-1265.

Khan IA & Abourashed EA (2010). Leung’s Encyclopedia Of Common Natural Ingredients used in Food, Drugs, and Cosmetics. 3rd edn, John Wiley & Sons, Inc., Hoboken, New Jersey.

Koch E, Busse WR, Juretzek W & Chevts V. Hawthorn. In Coates PM et al., (Editors), Encyclopedia of Dietary Supplements, 2nd Edition. London: Informa Healthcare UK Ltd., 2010.

Kraft K (2000). Crataegus (common hawthorn) extracts in cardiac failure: are there new promising results and outlooks? Perfusion 13(1): 495-498.

Kraft K, Hobbs C. Pocket Guide to Herbal Medicine, Georg Thieme Verlag, Stuttgart, 2004.

Kroll M et al (2005). A randomized trial of Korodin(R) Herz-Kreislauf-Tropfen as add-on treatment in older patients with orthostatic hypotension. Phytomedicine 12(6-7): 395-402.

Lan W-J et al (2005). Regulative effects of hawthorn leaves flavonoids on cytotoxicity, NO and Ca2+ in hypoxia-treated human umbilical vein endothelial cells. Hang Tian Yi Xue Yu Yi Xue Gong Cheng Space Med Med Eng 18(3): 157-160.

Leukel A et al (1986). Studies on the activity of Crataegus compounds upon the isolated guinea pig heart. Planta Med 52: 65.

Lianda L et al (1984). Studies on hawthor n and its active principle. II. Effects on cultured rat hear t cells deprived of oxyg en and g lucose. J Trad Chin Med 4: 289–292.

Lièvre M et al (1985). Assessment in the anesthetized dog of the cardiovascular effects of a pure extract (hyperoside) from hawthorn. Ann Pharm Fr 43: 471–477.

Ljubuncic P et al (2005). Antioxidant activity of Crataegus aronia aqueous extract used in traditional Arab medicine in Israel. J Ethnopharmacol 101(1-3): 153-161.

Ma LY et al. The pharmacokinetics of C-glycosyl flavones of Hawthorn leaf flavonoids in rat after single dose oral administration. Phytomedicine, 17(2010):640–645.

Mills S & Bone K (2000). Principles and Practice of Phytotherapy. London: Churchill Livingstone.

Min Q et al. (2005) Protective effects of hawthorn leaves flavonoids on cardiac function in rats suffered from myocardial ischemia reperfusion injury. Chin Pharm J 40(7): 515-17.

Moerman DE. Medicinal Plants of Native America, 2 Vols. Technical Reports, Appendix A 691. No. 19, Research Reports in Ethnobotany, Contribution 2. University of Michigan, Museum of Anthropology, Ann Arbor, MI. 1986.

Nikolov N et al. New flavonoid glycosides from Crataegus monogyna and Crataegus pentagyna. Planta Med, 44: 50–53. 1982.

Periera DS, Rocha R, Silva CM, Mira L, Duarte MF, Florencio MH (2000). Antioxidants in medicinal plant extracts. A research study of the antioxidant capacity of Crataegus, Hamamelis and Hydrastis. Phytother Res 14(8): 612-616.

Petkov V (1979). Plants with hypotensive, antiatheromatous and coronarodilatating action. Am J Chin Med 7: 197–236.

Pietta P et al. Isocratic liquid chormatographic method for the simultaneous determination of Passiflora incarnata L. and Crataegus monogyna flavonoids in drugs. J Chromatogr, 357: 233–238. 1986.

Pittler MH, Schmidt K, Ernst E (2003). Hawthorn extract for treating chronic heart failure: meta-analysis of randomized trials. Am J Med 114(8): 665-674.

Quettier-Deleu C et al. (2003). Hawthorn extracts inhibit LDL oxidation. Pharmazie 58(8): 577-581.

Rácz-Kotilla E et al. Hypotensive and beta-blocking effect of procyanidins of Crataegus monogyna. Planta Med, 39: 239. 1980.

Rajalakshmi K, Gurumurthi P, Devaraj SN (2000). Effect of eugenol and tincture of crataegus (TCR) on in vitro oxidation of LDL + VLDL isolated from plasma of non-insulin dependent diabetic patients. Indian J Exp Biol 38(5): 509-511.

Rakotoarison DA et al (1997). Antioxidant activities of polyphenolic extracts from flowers, in vitro callus and cell suspension cultures of Crataegus monogyna. Pharmazie 52(1): 60-64.

Rice-Evans, CA, Miller NJ, Paganga G. 1996. Structure antioxidant activity relationships of flavonoids and phenolic acids. Free Radical Biol. Med. 20:933–956.

Rigelsky JM & Sweet BV (2002). Hawthorn: pharmacology and therapeutic uses. Am J Health Syst Pharm 59(5):417-22.

Schmidt U, Albrecht M, Schmidt S (2000). Effects of an herbal crataegus-camphor combination on the symptoms of cardiovascular diseases. Arzneimittelforschung 50(7): 613-619.

Schroder D et al (2003). Efficacy of a homeopathic Crataegus preparation compared with usual therapy for mild (NYHA II) cardiac insufficiency: results of an observational cohort study. Eur J Heart Fail 5(3): 319-326.

Schulz V, Hänsel R, Tyler VE. Rational Phytotherapy: A Physicians’ Guide to Herbal Medicine, Fourth Edition. Trans. TC Telgar. 4th Edition. Berlin: Springer-Verlag, 2001.

Schussler M, Holzl J, Fricke U (1995). Myocardial effects of flavonoids from Crataegus species. Arzneimittelforschung 45(8): 842-845.

Siegel G et al. (1996). Molecular physiological effector mechanisms of hawthorn extract in cardiac papillary muscle and coronary vascular smooth muscle. Phytother Res 10 [Suppl.]: S195-S198.

Steinmetz EF. Codex Vegetabilis, Amsterdam, The Netherlands. 1957.

Swaminathan JK et al. Cardioprotective properties of Crataegus oxycantha extract against ischemia-reperfusion injury. Phytomedicine,17(2010):744–752.

Svedstrom U, Vuorela H, Kostiainen R, Huovinen K, Laakso I, Hiltunen R. 2002. High-performance liquid chromatographic determination of oligomeric procyanidins from dimers up to the hexamer in hawthorn. J. Chromatogr. A: 968: 53–60.

Tadic VM, Dobric S, Markovic GM, Dordevic SM, Arsic IA, Menkovic NR, Stevic T (2008). Anti-inflammatory, gastroprotective, free-radical-scavenging, and antimicrobial activities of hawthorn berries ethanol extract. J Agric Food Chem. 10;56(17):7700-7709.

Tankanow R, Tamer HR, Streetman DS, et al (2003). Interaction study between digoxin and a preparation of hawthorn (Crataegus oxyacantha). J Clin Pharmacol 43(6):637-642.

Tauchert M (2002). Efficacy and safety of crataegus extract WS 1442 in comparison with placebo in patients with chronic stable New York Heart Association class-III heart failure. Am Heart J 143(5): 910-915.

Tauchert M, Gildor A, Lipinski J (1994). High-dose Crataegus extract WS 1442 in the treatment of NYHA stage II heart failure. Herz 24(6): 465-474.

Tu GS. Pharmacopoeia of the People’s Republic of China (English Translation of 1985 Pharmacopeia of the People’s Republic of China). China Pharmaceutical Books Co., Hong Kong, China. 1988.

Tu Z et al (2003). Protective effects of CVPM on vascular endothelium in rats fed cholesterol diet. Clin Chim Acta 333(1-2): 85-90.

Tucker AO & Lawrence BM. Botanical Nomenclature of Commercial Sources of Essential Oils, Concretes, and Absolutes . In LE Craker & JE Simon (Eds.). Herbs, Spices, and Medicinal Plants: Recent Advances in Botany, Horticulture, and Pharmacology, Vol. 2. Oryx Press, Phoenix, AZ, pp.183–220, 1987.

Tyler VE. The Honest Herbal, 3rd edit., Binghamton, NY: Pharmaceutical Products Press, 1993.

UMA (2011). University of Maryland, Medical Centre, Centre for Complementary and Alternative Medicine, http://www.umm.edu/altmed/articles/hawthorn-000256.htm. Erişim tarihi: 21 Mart 2011.

Upton R. Hawthorn Leaf with Flower Crataegus spp. Analytical, Quality Control, and Therapeutic Monograph. American Herbal Pharmacopoeia and Therapeutic Compendium (Series 1), Santa Cruz, CA, 1999:1–29.

Upton R, Graff A, Joliffe G et al. (2011). American Herbal Pharmacopoeia-Botanical Pharmacognosy: Microscopic Characterization of Botanical Medicines. Boca Raton: FL, CRC Press, Taylor & Francis Group.

Upton R, Graff A, Williamson E, Länger R et al (1999). Hawthorn Leaf with Flower, Crataegus spp. Analytical, Quality Control, and Therapeutic Monograph. Santa Cruz: American Herbal Pharmacopoeia, 1999.

Wagner H, Elbl G, Lotter H, et al. Evaluation of natural products as inhibitors of angiotensin-I-converting enzyme (ACE). Pharm Pharmacol Lett 1991; 1:15–18.

Wagner H & Grevel J. Cardioactive drugs IV. Cardiotonic amines from Crataegus oxyacantha. Plant Med, 45: 99 –101, 1982.

Walker AF, Marakis G, Simpson E, et al. (2006). Hypotensive effects of hawthorn for patients with diabetes taking prescription drugs: a randomised controlled trial. Br J Gen Pract 56(527):437-443.

Wichtl M (ed.). Herbal Drugs and Phytopharmaceuticals. A handbook for practice on a scientific basis. 3rd edition. Stuttgart: Medpharm Scientific publishers, 2004.

Williamson E , Driver S and Baxter K. (Eds.) Stockley’s Herbal Medicines Interactions. London, UK. Pharmaceutical Press, RPS Publishing, 2009.

Williamson JS, Wyandt CM. Herbal therapies: the facts and the fiction. Drug Topics 1997; (Aug 4);141:78–85.

Vanhaelen M, Vanhaelen-Fastre R. TLC-densitometric determination of 2,3-cis-procyanidin monomer and oligomers from hawthorn (Crataegus laevigata and C. monogyna). J Pharm Biomed Anal, 7: 1871–1875.

Veveris M et al. (2004). Crataegus special extract WS(R) 1442 improves cardiac function and reduces infarct size in a rat model of prolonged coronary ischemia and reperfusion. Life Sci 74(15): 1945-1955.

Vierling W (2003). Investigation of the pharmaceutical and pharmacological equivalence of different Hawthorn extracts. Phytomedicine 10(1): 8-16.

Zhang D-L et al. (2004). Oral administration of Crataegus flavonoids protects against ischemia/reperfusion brain damage in gerbils. J Neurochem 90(1): 211-219.

Zhang Z, Chang Q, Zhu M, Huang Y, Ho WK, Chen Z (2001). Characterization of antioxidants present in hawthorn fruits. J Nutr Biochem 12(3): 144-152.

Alıç içeren Doğal Markam ürünleri

Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan'ın formülasyonlarıyla üretilen ve alıç içeren ürünler:

Bana uygun olanı bul Tüm ürünler

Bu liste, ürünün içeriğinde bu bitkinin bulunduğunu belirtir; yukarıda aktarılan literatür bulgularının ürüne ait bir etki iddiası olduğu anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

Alıç nedir?

Alıç (Crataegus laevigata), gülgiller familyasına ait Crataegus L. türü uzun çalı veya ağaç olarak yetişir. İnce dalları ve sürgünleri dikenli olup genellikle kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişir.

Alıç bitkisinin hangi kısımları kullanılır?

Tedavide kullanılan kısımları yaprak, çiçek ve meyveleridir (Ma vd. 2010). Crataegus türlerinin tıbbi olarak en sık kullanılan ikisi C. laevigata ve C. monogyna'dır. Bu iki tür farmakolojik açıdan karşılaştırılabilir biyofizyolojik etkilere sahiptir. Crataegus'un diğer türlerinden benzer kimyasal profillere sahip türleri de birbirlerinin yerlerine kullanılabilirler. Fakat bilimsel çalışmaların çoğu C. laevigata ve C.

Alıç nasıl kullanılır?

Alıç bitkisinin tıbbi olarak ilk kez M.S. 1. yüzyılda Dioscorides tarafından kullanıldığı (Tyler 1993) ve Dioscorides ve Paracelsus tarafından kalp güçlendirici özelliklerinden dolayı methedildiği bilinse de (Braun & Cohen 2007), bir kalp ilacı olarak ilk defa 16. yüzyılda kullanılmıştır (Barrett 2004).

Alıç hangi etken maddeleri içerir?

Alıç bitkisinin terapötik etkisi yalnızca tek bir bileşenle açıklanamazsa da kalite kontrolü sağlamak amacıyla alıç yaprak ve çiçekleri genellikle içerdiği hiperozid formunda bulunan flavonoid öğesine göre standartlaştırılırken, meyveler ise içerdiği kateşin veya epikateşin formlarında bulunan oligomerik prosiyanidin fitokimyasal bileşenine göre standartlaştırılır (Braun & Cohen 2007, Williamson vd. 2009, Schulz vd.

Kaynakça

8 kaynağı göster
  1. 1. Blumenthal M. (1997). Popular herbs in the U.S. Market. Austin, TX: American Botanical Council.
  2. 2. Koch E et al. (2010). Hawthorn. In: Encyclopedia of Dietary Supplements, Coates PM et al., (eds.),
  3. 2nd edn. London: Informa Healthcare UK Ltd., s.420.
  4. 3. Ma LY et al. (2010). The pharmacokinetics of C-glycosyl flavones of Hawthorn leaf flavonoids in rat
  5. after single dose oral administration. Phytomedicine, 17, s.640.
  6. İşlenmemiş Alıç Bitkisi ve Alıçtan Elde Edilen Tıbbi Bitkisel Ürünlerin Kalite Standardı
  7. Diğer tıbbi bitkisel ürünlerde olduğu üzere işlenmemiş alıç bitkisi ve alıç meyvesi ve/veya alıç yaprak ve çiçeğinden üretilen bitkisel ilaç ve gıda takviyelerinin niceliksel ve niteliksel terkibinde farklılıklar görülebilir (Barnes vd. 2007). British Pharmacopoeia (BP) ve European Pharmacopoeia’nın (Ph Eur) belirlediği standartlara göre Crataegus laevigata veya Crataegus monogyna alıç türlerinden (veya Crataegus L. hibritlerinden veya Crataegus laevigata veya Crataegus monogyna ile hibritlerinin karışımlarından) elde edilen çiçekli alıç yapraklarının tümü veya kesilmiş ve kurutulmuş çiçekli üst kısımlarının %1.5’dan daha az flavonoid içermemesi gerekmektedir. Flavonoidler hiperosid olarak belirlenmiş ve kurutulmuş öz esas alınarak hesaplanmıştır (European Pharmacopoeia, 2007, British Pharmacopoeia 2009). Kuru öz esas alındığında alıç meyvesi de siyanidin klorid olarak belirlenen prosiyanidinlerden en az %1 oranında içermelidir (British Pharmacopoeia 2009). Alıç meyvesi göreceli olarak daha az flavonoid içerir. Meyvede bulunan prosiyanidinlerin yaprak ve çiçeklerdekilerle karşılaştırıldığında daha yüksek bir düzeyde polimerizasyona sahip olduğu belirtilmektedir. Meyvede en fazla %3 oranında bulunan toplam prosiyanidinlerin yaklaşık %1.9’unu oligomerik prosiyanidinler oluşturur. Alıç meyvesi %0.45 oranında triterpenoid asit ihtiva eder (Blumenthal 2003, Koch vd. 2010). American Herbal Pharmacopoeia’da (AHP) alıç bitkisinin ham meyve ve çiçekli yapraklarının niceliksel ve niteliksel yöntemlerle değerlendirmeleri ile bitkinin detaylı botanik, mikroskopik ve makroskopik tanımı ve teşhisi yayınlanmıştır (Upton vd. 2011).
  8. Alıç yaprak, çiçek ve meyvelerinin ekstrelerinden üretilen ticari tıbbi bitkisel alıç ilaç veya gıda takviyelerinin farklı miktarlarda flavonoid içeriğine sahip oldukları belirlenmiştir (Wagner vd. 1991). Standartlara göre uygun prosedürlerle üretilen ürünlerde kullanılan ekstreler minimum %40 maksimum %70 etanol veya metanole eşdeğer su yahut hidroalkolik çözeltilerle elde edilmelidir. Kuru alıç bitkisi özleri esas alındığında sulu ekstreler en az %2.5, hidroalkolik ekstreler ise en az %6 hiperosid olarak belirlenen flavonoidler içermelidir ((European Pharmacopoeia, 2007). Fakat, sulu çözeltilerle elde edilen ekstrelerin göze çarpan düzeylerde farklı farmakolojik etki ve kimyasal bileşimlere sahip olduğu bildirilmiştir (Vierling 2003). Alıç bitkisinin diğer kullanım yöntemleri kurutulmuş yaprak, çiçek ve meyvelerden elde edilen çay ve kurutulmuş alıç yaprak ve çiçeklerinin toz haline getirilmiş ekstrelerinin tablet ve kapsüllerinden oluşur. Alıç çayı 0.3-1 gram arasında kurutulmuş alıç meyvesini ihtiva eder. Kurutulmuş yaprak ve çiçek özlerinden oluşan tablet ve kapsüller standart olarak %1.8 oranında vitexin-4 ramnosid içerir. Tablet ve kapsüller 100, 250, 455 ve 510 mg şeklinde üretilmektedir (Blumenthal 1997). Tablet ve kapsül gibi oral dozaj formları hiperosid olarak belirlenen flavonlardan en az 5 mg veya hiperosid olarak hesaplanan toplam fenollerden minimum 10 mg flavonoid veya epikateşol formundaki oligomerik prosiyanidinlerden en az 5 mg içermelidir (Khan & Abourashed 2010).
Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan

Dr. Ecz. Fidan Pesen Özdoğan

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde fitoterapi yüksek lisansı yaparak Uzman Eczacı unvanını aldı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Anabilim Dalı'nda doktorasını tamamladı; Türkiye'de bu alanda verilen ilk bilim doktoru unvanı bu çalışmayla geldi. Geleneksel Uygur tıbbı kaynaklarını aslından okuyabilmek için Uygurca ve Osmanlı Türkçesi öğrendi. Doğal Markam markasının bitkisel formülasyonlarını tasarlıyor.

Sorumluluk reddi. Bu sayfa, konu üzerine yayımlanmış farmakope ve bilimsel literatürün derlemesidir; aktarılan bulgular kaynakların ifadesidir, bir tedavi önerisi ya da sağlık beyanı değildir. Bitkisel ürünler ve takviye edici gıdalar hastalıkları önleme, tedavi etme veya iyileştirme amacıyla kullanılamaz. İlaç kullananların ve gebe ya da emziren kişilerin bitkisel ürünlere başlamadan önce hekimine danışması gerekir. Ürün seçimi için WhatsApp destek hattımızdan ekibimize ulaşabilirsiniz.